….
Kim demiş yaşamanın tadına, hak edilmiş kahkaya düşmanız diye? Bak bir şey diyeyim mi sana, lay lay lom ikliminde giden hayatlar, derin bir manasızlığı bastırmak için çırpınıp durmaktan öte bir şey değildir aslında. Trajiktir, yer yer zavallıcadır, ama kibrinden yanına yaklaşılmaz böylelerinin. Tuzu kuru bir zaviyeden, daha doğrusu tuzu kurulukları sayesinde, sağa sola ders vermekten de geri durmazlar. Bazen eski günlerin hatırına, bazen çaresizlik belasına suyuna gideriz böylelerinin. Ruhumuz, ortasılığa sıvaşıp duran sığlığa, saçmalığa diş gıcırdatırken; bizim de bir şekilde, mecburen edinilmiş maskelerimiz kafa sallar böylelerine. Halbuki alnının terini silen bir işçinin paydosta içtiği çayın tadını, hiç bir zaman alamayacaktır bunlar. Ayvalıburun’da, tarlanın ortasında yanan ocakta demlenen çayın tadını, molada ısınan eli, gülümseyen arkadaşı, içe akan tavşankanı sıcaklığı…
Yaşamaktan kaçamayız Cemil, acısını da tatlısını da…Ve hayatın getirdiklerini dolu dolu yaşayabilirsek, bir mana iklimi de damla damla birikmeye başlıyor içimizde. Zenginliğimizdir hepsi, insanı insan yapanlardır…Şimdi sen ‘çalıyı dolanıyorsun” diyeceksin yine…….

Nabi Kımran
”Mekansız”